Süpervizyon Grubu

Yazdır

Ali Kaptan’ın Suçu Ne? “Ali Kaptan Sendromu

Oyle Bir Gecer Zaman KiSon günlerde kimi zaman merakla kimi zamanda kızgınlıkla izlenen bir dizi var. Bahsedeceğim bu dizi; “Öyle Bir Geçer ki Zaman”.
Dizinin içeriğinde birçok konu var. İzleyicileri, özellikle de bayanları haklı olarak en çok öfkelendiren konu dizide işlenen ilişkiler konusu.
Konudan kısaca şöyle bahsedeyim:
Güzel bir aile var ve bir gün bu ailenin babası gönlünü yabancı bir kadına kaptırır.

Önce küçük kaçamaklarla başlayan bu ilişki Ali Kaptan’ın zaaflarıyla, Coroline’nin de maharetleriyle önü alınamaz bir ilişkiye dönüşür. Sonunda gizli başlayan bu ilişki diğer insanlar ve aile bireyleri tarafından da öğrenilir. Bu durumla birlikte Ali Kaptan’ın karısı olan Cemile için çileli günler başlar. Böyle bir olayda bir kadın ne hissederse Cemile’de bir bir o duyguları yaşamaya başlar. Öfke, nefret, çaresizlik, hayal kırıklığı, güvensizlik, değersizlik ve bunlarla birlikte yine birçok olumsuz duygu ortaya çıkar. Bu duygular Cemile’de birçok yaralara neden olur. Cemile tüm yaralarına rağmen ilişkisine sahip çıkarak eşini düştüğü durumdan kurtarmaya çalışır. Ama Cemile’nin her çabası boşa çıkar. Ali Kaptan iyice yoldan çıkarak eşini ve sevdiklerini daha da üzmeye başlar. Önü alınamaz bir aymazlıkla içine düştüğü bu durumun farkında olsa da Ali Kaptan basireti bağlanmış bir şekilde bir biri ardına hatalar yapmaya devam eder.
İşler burada bitmez; acı, kızgınlık, hüzün ve ümitsizlik artarak devam eder. Sonunda olan olur ve Ali Kaptan Cemile’yi boşayarak Coroline ile evlilik yapar. Bu evlilik Ali Kaptana mutluluk getirmez. Huzursuzdur Ali Kaptan. Aklı ve kalbi sık sık Cemile’ye kayar. Evliliğini bitirmiştir. Ama hala kafasında Cemile’yi bitirememiştir. Coroline ve Cemile arasında gel git’ler yaşar. Artık Ali Kaptan da acılı ve yaralıdır. Kendi ettiği gibi kendi de bulmuştur tabi ki. Ama bu durum onda daha çok sancı yapmaktadır. Tüm duyguları keşmekeş bir haldedir.
Yaşadığı hayal kırıklıklarıyla, çaresizlik içinde ayakta durmaya çalışan Cemile ise tam bir mağdurdur. Bir gün Cemile’nin karşısına da biri çıkar ve onunla ilgilenmeye başlar. Cemile’den kopamayan ve O’nu takip eden Ali Kaptan bu durumdan çok rahatsızdır. Öfkesi gittikçe artan Ali Kaptan’ın öfkesi aslında kendine duyduğu öfkedir. Dizide işler daha da karışır ve Cemile evlilik teklifi alır. Cemile bu teklifi kabul edince de Ali Kaptan çıldırır.
Böylelikle bu süreçte Ali Kaptan’ın yaşadığı bu psikolojik durum “Ali Kaptan sendromunu” oluşturur.
Ali Kaptan sendromu görüldüğü üzere pek de iç açıcı bir tablo değil. Bu tabloda ne istediğini bilememek var. Hüzün var. Doğrulardan kopma ve onları görememe var. Konuyu daha da irdelediğimizde iradeyi kullanamama, bunun sonucunda düşüncelerini yönetememe, böylelikle duygularını kontrol edememe ve son noktada davranış bozuklukları görülmekte.
Bu sendromun bir özelliği de bu sendromu yaşayan kişiler kendilerini dünyanın merkezinde zannederler. Sanki her şey onların etrafında dönüyordur. Bundan dolayı da her konuda kendilerini haklı görürler. Yanlışları yoktur, eğer varsa da bunun kendilerine göre geçerli bir açıklaması vardır.
Bir özgüven kabarması yaşanır Ali Kaptan Sendromu’nda. Ancak bu sahici bir özgüven değildir. İç dünyasında kendisine dair hissettiği değersizlik duygularına karşın, karşısındaki kişiyi değersizleştirerek içindeki değersizliği bastırmaya çalışır. Bu tabloya dışarıdan bakıldığında “özgüven şişmesi” olarak bir yanılsama içine böylelikle düşülebilir.
Gerçekler Ali Kaptan’a acı verir. İçindeki o acıyı hissetmemek için her daim kendinden uzaklaşır. Bu adeta gerçeklerden bir kaçıştır. Bazen de gerçekleri reddediştir. Ancak bu durum, gerçekleri hiçbir zaman değiştirmez. Rasyonaliteden uzak fanteziler dünyası kurar kendine Ali Kaptan. Bu süreçte kendi içindeki mutsuzluk ile çatışırken çevresindekileri mutlu etmesi de beklenemez. Kendisiyle barışık olmadığı gibi çevresiyle de barışık olamaz. Aslında düşünüldüğünde bu ne büyük bir ızdıraptır…
Ali Kaptan’ı belli değerlerden uzak olmakla da suçlayabilirsiniz. Ancak bunun çok da geçerli bir yaklaşım olmayacağını söylemek isterim. Ali Kaptan’ın kendine göre bir takım değerleri vardır. Namus, şeref, gurur ve haysiyet Ali Kaptan’ın önemsediği ve vazgeçemeyeceği değerler olabilir. Ama dediğim gibi bu değerler Ali Kaptan’ın kendine göredir. Çünkü, Ali Kaptan kendi yaptıklarına bakmaz. Bunun tam tersine başkalarının davranış ve tutumları söz konusu olduğunda bu değerler söz konusudur. Yani Ali Kaptan’ın değerleri vardır. Asıl sorun Ali Kaptan’ın benimsediği bu değerler karşısında tutarlı, samimi ve dürüst olamamasıdır. Uzaktan bakıldığında kalabalıklar içinde görünse bile Ali Kaptan öyle yalnızdır ki bu yalnızlık onu kendine daha da uzaklaştırır.
Diziyi izlerken Ali Kaptan’a kızabilirsiniz. Ekran karşısında yerden göğe kadar haksız bulduğunuz bu adamı eleştirip öfkeden deliye de dönebilirsiniz. Ama şunu unutmayalım; bu ne toplumumuza ne de Ali Kaptan’a bir şey katmaz. Toplumumuzda Ali Kaptan yalnız değil. Çünkü aramızdaki Ali Kaptan’ların sayısı oldukça yüksek. Bu durumda onlar için bir şeyler yapmak isterseniz öncelikle onları anlayalım, anlayalım ki onlara yardımcı olalım. Onları anladığımızda onlar için yapılabilecek en büyük yardımın ve en büyük iyiliğin onları sevmek olduğunu görebiliriz. Çünkü Ali Kaptan’ların sevgiye ihtiyacı var. Sevilmek ve değerli olabilmek için oradan oraya savruluyorlar. Tüm bu bocalamaların ve iradesizliklerin altında kendini sevgisiz ve değersiz hissetmenin yatmakta olduğu aşikârdır. Sevgisizlik insanda yaralar bırakır. Geçmişten gelen bu yaralar kişinin tüm yaşantısı boyunca ne istediğini bilememe ve kararsızlık gibi semptomlar oluşturur. Bu semptomlar öncelikle kişiye büyük zararlar verir. Kendisiyle birlikte özellikle kol mesafesinden daha yakın olan anne, baba, eş ve çocuk gibi olan kişilere de bu sorun yansır. Dolayısıyla ilişkilerde ve evliliklerde Ali Kaptan vakasında olduğu gibi dramlar görülür.
Sevgisizlik sonucunda oluşan yaraları ancak sevgi iyileştirir. Ali Kaptan sendromunda oluşan yaralar da sevgiyle iyileşir. Sevgi en büyük şifadır. Sevginin yolu anlamak ve kabullenmekten geçer. Sevgi öyle bir güçtür ki, sevgi karşısında donmuş ve katılaşmış kalıplar sevginin sıcaklığıyla çözülüverir. Ali Kaptan’ın kendine ve çevresine ördüğü buzdan kaleler de sevgiyle erir. Yeter ki içinizdeki sevgi eksilmesin. Eğer sevmek sizin için zor geliyorsa da lütfen Yunus Emre’yi hatırlayın; “Yaratılanı Severim Yaradandan Ötürü”

Yücel SÖZER
Uzman Psikolog

Module 1

Kurumsal Danışmanlık

Module 2

Eğitim Danışmanlığı

Module 3

Aile Danışmanlığı

İrtibat Adresi

Bakırköy Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Psikoloji Enstitüsü

Kartaltepe Mah. Pelinli Sk.
Melisa Apt. B Blok No: 26 D: 16
Bakırköy / İstanbul

+90( 212 ) 660 86 00 

+90( 532 ) 352 44 67

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ulaşım - Kroki

We Support RED CROSS

Web Analytics