Süpervizyon Grubu

Yazdır

Okul Korkusu

Okul Fobisi“ÇOCUĞUM BENDEN AYRILMIYOR” Bebekler doğduklarında birinin bakımına muhtaçtır. Onlara bakan kişi, her türlü ihtiyaçlarını karşılar; doyurur, sever, kendilerini güvende hissettirir. Bunun sonucu olarak da bebek, kendisine bakan kişiye bağlanır.

Son derece öneme sahip bu bağlanmanın niteliği, çocuğun ilerideki yaşlarında tüm hayatına yön veren temel ilişki olacaktır.

 

 

Doğal olan, yardıma muhtaç bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması, sonrasında yavaş yavaş çocuğun yapabileceği aktivitelere izin verilerek ayrışmasının sağlanmasıdır. Özetle çocuk önce ihtiyaçları doyurularak bağlanmayı yaşamalı, ardından ayrışmasına ve kendi başına davranmasına izin verilmelidir. İhtiyaçlarına karşılık bulamayan, sevgi, ilgi yoksunluğu yaşayan bebekler ilerideki yaşlarında donuk, ilgisiz, solunum problemi, mide problemi, bağırsak problemi yaşayan bireyler olacaklardır.

Anne çocuk ilişkisinin dengeli olması sonucunda; çocuk, sağlıklı bir kişilik gelişimi ile bağımsız bir birey haline gelecektir. Aksi durumda odada yalnız kalamayan, yuvaya gitmek istemeyen, okul korkusu yaşayan, askere gittiğinde, iş yerinde, evlendiğinde ilişkilerinde ayrılma-bireyleşme temelli sorun yaşayan bağımlı kişilik geliştirecektir.

“Annesinden ayrılamıyor”,  “koca adam olmuş hala annesinin sözünden çıkmıyor” şeklindeki ifadeler; annesi ile yaşadığı bağlanmadan sonra ayrışmayı yaşayamayan, yetişkin bir birey olamayan kişiler için söylenen ifadelerdir.

Toplumumuzda anne bağımlısı çocukların yanı sıra “çocuğuna bağımlı anneler” de gözlemlenmektedir. Anne çocuğa o kadar bağımlıdır ki; adeta çocuğa yapışır, onun her işini yapar. Çocuğun ne zaman tuvaletini yapacağına, ne zaman oyun oynayacağına, hatta kiminle oynayıp oynayamayacağına, hangi oyuncakla ne kadar süre oynayacağına, resim yaparken hangi resmi yapacağına annesi karar verir. Sonucunda çocuk annesine ve annesinin talimatlarına o kadar alışır ki, annesinin olmadığı yerde duramaz, anaokuluna gitmek istemez, hangi oyuncağı alacağına karar veremez. “Hangisini alayım sen söyle”, “ne resmi yapayım hadi söyle”, “çiçeği hangi renge boyayayım?” gibi sorular sorar. Okul ortamında yaşıtlarına göre pasif kalır. İçe kapanık, utangaç, çekingen, oyunlara katılamayan ilerideki yaşlarında nerede, ne zaman, kimlerle ne şekilde ilişkiye gireceğini, nerede nasıl davranacağını bilemeyen bir yetişkin haline gelir.

Özellikle okul dönemindeki çocuklar ayrılma ile ilgili kaygılarını; 

•Okula başlayacağı gün hastalanıp okula gitmek istemeyerek,

•Sınıfın içinde annesini de isteyerek,

•Okulda pasif, edilgen, içe kapanık kalarak, 

•Tırnak yeme, altını ıslatma, ya da öfkeli davranışlar sergileyerek gösterebilirler.

Küçük yaşta doğal süreçte meydana gelebilecek ayrılma-bireyleşme süreci ilerideki yaşlarda da devam ederek tüm yaşamına egemen olur.

NE YAPMALI?

Çocuğun yaş grubu göz önüne alınmalıdır. Eğer 0-3 yaş dönemindeyse, öncelikle ihtiyaçları karşılanarak sonrasında bağımsız davranışları ödüllendirilmelidir.

Okul dönemindeki çocukların, büyümeye yönelik davranışları teşvik edilmelidir. Okula gitmek istemeyen çocuklara; anne baba aynı tutumu sergilemeli, kararlı bir şekilde çocuğun okula gitmesi sağlanmalıdır. Sınıf öğretmeni ve okul rehber öğretmeni ile iletişim halinde olunmalıdır.

Çocuğunuzda ya da kendinizde böyle bir durumun söz konusu olduğunu düşünüyorsanız uzman yardımına başvurmanız faydalı olacaktır.

Funda GÜL YILMAZ

Psikolojik Danışman

 

Module 1

Kurumsal Danışmanlık

Module 2

Eğitim Danışmanlığı

Module 3

Aile Danışmanlığı

İrtibat Adresi

Bakırköy Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Psikoloji Enstitüsü

Kartaltepe Mah. Pelinli Sk.
Melisa Apt. B Blok No: 26 D: 16
Bakırköy / İstanbul

+90( 212 ) 660 86 00 

+90( 532 ) 352 44 67

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ulaşım - Kroki

We Support RED CROSS

Web Analytics