Kayınvalide Sendromu

Kayinvalide Sendromu DamatZamanla değişen evliliklerde değişmeyen ortak sorunlardan biri de kayınvalide sendromu.  Büyük aşklarla başlayan ilişkilerde bir süre sonra farklı farklı sorunlar görülmekte. Bu sorunlar konuşulmaya başlandığında kullanılan ilk cümlelerin çoğunlukla, “ama senin annen…” ifadesiyle başladığına rastlanılmakta.

Evlilik kutsal bir müessese, annelikte kutsal olunca, bir evlilikteki en zor sorunlardan biri de evlilik ve annelik gibi iki kutsal olgunun karşı karşıya gelerek çatışmaya başlamasıyla olmakta.  

Karı koca atışırda barışırda. Ancak araya üçüncü kişiler girince atışmaların barışmayla sonuçlanması daha da zora girmekte. Hele hele atışmalar gelip de kimsenin kolay kolay vazgeçemeyeceği annesine dayanınca işler iyice olumsuz bir hale dönüşmekte.

Ne olursa olsun yaşanan sorunlara anneleri karıştırmamak gerekli. Annelerin de dahil edildiği çatışmalar bir süre sonra güç savaşına dönüşerek kırılan kalpler çoğalmakta.

Bazen de çiftler anneleri olaylara dahil etmemek için yoğun çaba harcamalarına rağmen annelerin sorunların odak noktası haline geldiği görülür. Bu tür anneler söz dinlemeyen annelerdir.  Ne yaparsanız yapın bu anneler kendilerini ilişkilerin bir parçası ve doğal olarak da tarafı olarak görürler. Zaten büyükler bir sorunda taraf olunca o problemden olumlu bir sonuç çıkmaz.

Kayınvalide sendromu bir evlilik sorunu gibi görünse de bu sorunun detayına indiğinizde ayrışamamış bir anne ve çocuğun patolojik öyküsüne mutlaka rastlarsınız. Bu tür ilişkilerde gelinler ya da damatlar olmadığında anne ve çocuk arasında al gülüm ver gülüm tarzında bir ilişki görülürken, bu ilişkiye eşler dahil olunca kaçınılmaz durumla karşılaşılır. Anne yıllarca gül gibi baktığı çocuğunu sonradan ortaya çıkan geliniyle ya da damadıyla bir türlü paylaşmak istemez. Paylaşmak istemediği gibi de kocaman çocuğunu hala kendinin bir parçasıymış gibi görür. Bu sorunun kokuları aslında yıllar önce çocuklukta hissedilmeye başlanır. Bazı anneler 4-5 yaşına gelmiş çocuklarını bile yanlarından ayırmayıp aynı yatak da ya da aynı oda da gecelerini geçirirler. Bu süreçte sağlıklı bir şekilde ayrışması gereken anne ve çocuklar bu dönemi olumlu bir şekilde atlatamayınca bireyler evlendiklerinde anneden fırsat bulamayıp kendi olamadıkları için mutsuz ve anneye bağımlı bir birey haline dönüşmekte.

Bir anlamda evlilik, yeni ve farklı bir hayata başlangıçtır. Çiftler ve anneler bunu kabullenemediğinde işler karışmakta ve içinden çıkılamaz bir hale doğru ilerlemekte. Bu süreçte önemli olan nokta rekabete girmemek gerektiğidir. Asla, ne anneler gelin ve damatlarıyla, ne de eşler kayınvalideleriyle birbirlerini rakip olarak algılamamalı.

Şu unutulmamalıdır ki ne bir eş annenin yerini doldurabilir, ne de bir anne eşin yerini doldurabilir. Her ikisinin de rollerive bulundukları konum farklı farklıdır. Bu rol farklılığı kabullenilmedikçe sorunlar bitmez.

Her ilişki doğası gereği bir takım sınırlar gerektirir. Sınır konulmayan bir durum yeni bir sorun ya da yeni bir çatışma demektir. Evliliklerinde pek tabi ki sınırları vardır ve olmalıdır da. Bu sınırlara riayet edildiği taktirde sorun yaşama ihtimali de düşer.

Annelerimizi sevelim sayalım, ama evliliğimizin de sınırlarını koruyalım.

 

 

Yücel SÖZER

Uzman Psikolog

 Evlilik Terapisti.

 

 

 

Module 1

Kurumsal Danışmanlık

Module 2

Eğitim Danışmanlığı

Module 3

Aile Danışmanlığı

İrtibat Adresi

Bakırköy Psikolojik Danışmanlık Merkezi - Psikoloji Enstitüsü

Kartaltepe Mah. Pelinli Sk.
Melisa Apt. B Blok No: 26 D: 16
Bakırköy / İstanbul

+90( 212 ) 660 86 00 

+90( 532 ) 352 44 67

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Ulaşım - Kroki

We Support RED CROSS

Web Analytics